Cagri Merkezi: 0212 259 59 96 | info@grandedu.net

Prensler gibiydim baba evinde :)


 Work and Travel programındaki belki de her gün bir sorun bulan, Mesut Bey’i itinayla arayıp beni unutmasına izin vermeyen   öğrencisiydim; ama şunu dürüstlükle söyleyebilirim ki work and travel kesinlikle pişmanlık değildir. Aksine özellikle 20’li yaşlarda  olmalarına rağmen 12 yaş koruması ve prens/prensesliğinde yetiştirilmekte olan Türk gençleri için zorunlu olarak bile gönderilmesi   gereken bir program. Bu yüzden oradaki diğer ülkelerden gelmiş olan öğrenciler work and travel’in tadını çıkartıyorken Türkler   biraz  daha olgunlaşmakla ve hayatın gerçekleriyle yüzleşmekle meşgul oluyor. Yeni bir ülke görmek, yeni kültürler ve insanlar   tanımak elbette ki çok güzel ama inanın kişisel kazanımlarınızın yanında çok küçük bile kalıyor. Bu yüzden gidin. İlk haftada   ağlayarak Grand International’ı arasanız dahi (ben) gidin ve bu dneyimi mutlaka sonuna kadar yaşayın. O 3-4 ay zaten çok   zorlansanız dahi bir şekilde geçip gidiyor ancak anılarınız ve kazandıklarınız bir ömür boyu sizinle kalıyor.  Size bütün  dürüstlüğümle  başından sonuna kadar neler düşünerek gittiğimi, neler yaşadığımı ve şimdi ne düşündüğümü anlatmaya   çalışacağım.

    Öncelikle asla sabahlara kadar partileyeyim, sevgili yapayım (keşke hiç yapmasaydım), alkolün dibine vurayım diye gitmedim ki   bence siz de öyle gitmeyin onları yapmak için kalkıp da okyanus aşmaya gerek yok zaten burda da yaparsınız. Benim biraz daha   farklı hedeflerim vardı aslında gidiş amacım WAT değil gidiş aracım WAT’tı. Ankara’da Amerika’da yaşayan bir sanatçının yanında   staj ayarlamıştım work and travel programını erken sonlandırıp New York’a o sanatçıyla çalışmaya geçecektim. Mesut Bey’in de   sanırım bu planımdan şu an haberi oluyor ama olsun dürüstlük önemli :D Bu nedenle aslında en zevkli ve kazançlı işlerden biri olan cankurtaranlığı seçerek (Grand International sizin için uygun gördüğü işe güvenin, bana kalsa ben garson olarak falan gitmek istiyordum :D) Amerika macerasına başlamış oldum. Şimdi her şeyi açıkça belirtmek gerekirse hayat zor, Amerikan rüyası tamamen ticari ve ütopik yani yok öyle bir şey çünkü aslında sezonluk işçi olarak gidiyorsunuz yani Amerikan rüyası varsa bile sizin için yok, hayat zor Amerika’daki hayatınız daha zor olacak çünkü:

  1. Dediğim gibi burada Starbucks’da eski sevgilinizi ya da alıp/verdiğiniz kiloları konuşurken(en büyük sorununuz bu olsun) ya da kız kesip instagramda stalk yaparken orada işçi olacaksınız. 43 derecede havuz vakumlarken ve insanlar etrafınızda eğlenirken bu gerçek biraz yüzünüze çarpıyor.
  2. Buradaki hayatınız ne kadar rahat ise orada bir o kadar zorlanacaksınız, bir de çok farklı fantazilerle hayallerle gittiyseniz evet zor olacak.
  3. Herkesi sevemezsiniz, herkes de sizi sevemez ama aradaki fark orada sevmeseniz dahi gülümseyip idare etmek zorundasınız çünkü bu sevmediğiniz insan her gün gördüğünüz ev arkadaşınız ya da müdürünüz olabilir (ben şanslıydım hepsini çok seviyordum)
  4. Başınız sıkıştığında, kendinizi kötü hissettiğinizde size yardım etmeye koşacak biri olmayacak bir zahmet dik durmayı öğreneceksiniz ve kötü de hissetseniz evet, her gün 8-9 saat çalışacaksınız.
  5. Work and Travel’ın travel kısmına geçmeniz biraz zaman ve para birikimi alacak onun dışında ilk 3 ay tamamen work olacak diyebiliriz. Elbette ki partiler olacak ama bu düşündüğünüz kadar sık olmuyor çünkü eve akşam 9’da yorgunluktan ölürken geldiğinizde kimse pek o modda olmuyor.

Şimdi siz o zaman niye gidelim demeden ben söyleyeyim işte tam da bu yüzden gidin. Çünkü eğlendiğiniz ve mutlu olduğunuz kısımlar değil bu zorluklar sizi geliştiriyor ve inanın burada bunu yapamazsınız. Döndüğünüzde çok daha güçlü olacaksınız ve inanın saçınızın rengi, eski sevgiliniz ya da sınava uykusuz girmeniz söyleneceğiniz zorluklar olmayacak bir şey daha olacak döndüğünüzde hayatınızın ve hayatınızdaki insanların kıymetini sadece sözde değil gerçekten anlamış olacaksınız.

    Kişisel gelişim kısmını bir kenara bırakırsak, herkesin tecrübesi farklı olacaktır tabii ama ben kendi adıma oradaki ev arkadaşlarımı öyle çok özlüyorum ki onları görmek için Prag’a gitme planlarıma şimdiden başladım bileJ Gerçekten burada kuramayacağınız dostluklar kuruyorsunuz, çünkü orada bir aile kuruyorsunuz aslında ve birbirinizden başka kimseniz olmuyor. Gerçekten çok özlüyorum yazarken bile kötü oldumJ Ben partilemek için gitmemiştim ama tabii ki partiledim ve evet oradaki partiler ve insanlar çok daha eğlenceli :D Yani amacınız parti olmasın dedim ama gidiş amacınız partilemek ise de pişman olacağınızı düşünmüyorum :D Şimdi ırkçı falan demeyin çünkü bunu siyahi sevgili yapmış ve hala kurtulmaya uğraşan biri olarak söylüyorum, siyahilerden “kesinlikle” uzak durun. Bunun yanı sıra hispaniklerden de uzak durursanız iyi olur; çünkü her iki toplumda da bu gangster olayı var gerçekten ve filmlerdeki gibi hiç de öyle “cool” bir şey değil aksine onlarla birlikte siz de yanarsınız ve bir daha Amerika’ya giremezsiniz. Yani şimdi sen gider gitmez bu ortama nasıl düştün nerden bilip de konuşuyorsun derseniz tek söyleyebileceğim orada geçireceğiniz 3-4 ayınız var yani bol bol vaktiniz var ve benim yaptığım gibi her şeye balıklama atlamayın J İnsanları tanıyın, gittiğiniz yerlere ve orada yaşayan ağırlıklı kültüre dikkat edin yani önce öğrenin sonra atlayın. Ben bunu öğrenmeden gider gitmez bu gangster olaylarına istemeden bulaşmış oldum ancak insanları tanıyıp, dik durmayı öğrendikten sonra Harlem’de tek başıma bile hiç zorlanmadan kaldım (biraz bir korku oluyor tabi :D ) ama tekrar söylüyorum uzak duracağınız liste bu onun dışında her şeyi yapın ve korkup asla evde oturmayın:

Bir de bence sevgili de yapmayın kendi keyfinize bakın arkadaşlarınızla eğlenin gezin tozun sevgiliye ayıracağınız zaman ve enerjiye değmez :D Bir de benim yaşadığım zorlanma sürecini daha kısa tutmak istiyorsanız büyük bir beklentiyle gidip sürekli hayal kırıklığına uğramak yerine bir beklentiniz olmadan açık bir zihinle yeni tecrübeler için gidin çok çok daha mutlu ve kolay geçeceğini garanti ederim. Bir de benim gibi WAT’ı araç olarak kullanmaya kalkmayın amacınız WAT olsun yoksa her ne planladıysanız hem WAT’ı hem de o planları yürüteyim derken uykusuzluktan, stresten vs ölüp tüm eğlenceyi kaçırabilirsiniz.

    Ne düşünerek gittim : Amerika’ya vardığım an bütün kurduğum planlar gerçek olacak, sanatçıyla olan çalışmam çok güzel geçecek, Amerika hayaller ülkesi, 50 Cent….(yok öyle 50 fln beklemeyin:D)

   Ne düşündüm: Nerden geldim buraya- Allahım çok eğleniyorum- f*ckin bitch- dönmek istemiyorum- yeter artık dayanamıyorum (evet bu düşüncelerin akışı saatlik olarak bile değişiyor bu mod değişimlerine hazır olun:D)

    Şimdi ne düşünüyorum: İyi ki iyi ki iyi ki gitmişim, çok başka döndüm tekrar olsa tekrar da giderim sanırımJ

Bunun yanı sıra benden büyük ihtimalle nefret ediyor şu an ama Irına diye bir işvereniniz olursa çok şanslısınız. Kendisi bile farkında değil ama aslında o kadını gerçekten seviyorum sadece bazen istemeden fazla sorun çıkarttım :D Irina thank you for everything again and sorry once again for all the trouble that I’ve caused to you, you are the bestJ  Bir de evet work and travel’da yaşayacaklarınız şans işi biraz da ama sizin en büyük şansınız arkanızda Grand International’ın olması olacak, benim en büyük şansım olduğu gibi. Ne kadar teşekkür etsem az (kendimi biliyorum çünkü pek kolay olmuyor bazen bana sabretmek :D). İyi ki varsınız!